Estetik Cerrah Gözüyle…

Estetik Cerrah Gözüyle…

On dört yıldır plastik cerrahinin içerisinde olan bir hekim olarak yapacağım her burun estetiği operasyonunda içimde tatlı bir kıpırtı, bir heyecan hissederim. Bu duygu olumsuz bir duygu değil, aksine dinamizmimi artıran bir duygudur. Sanki bir çocuğun hediye edilmiş oyuncak paketini açması gibidir bu. Burun estetiği bence estetik cerrahinin en önemli, en teknik , en çok el becerisi isteyen, yaratıcılık ve üç boyutlu analitik düşünme gücü gerektiren bir ameliyattır. Belki de bu yüzden seviyorum bu ameliyatı.

Ameliyathaneye girdiğimde ilk yaptığım şey hastamı görmektir. Çünkü bir çok insan estetik ameliyat olacağında ilk kez ameliyathaneyi görür. Hastamın ameliyathanede en çok güvendiği kişi ben olduğum için gözleri beni arayacaktır. Ne kadar erken görürsem o kadar kendisini güvende hissedeceğini bildiğim için uyuyana kadar ona eşlik ederim.

Hastam uyuduktan sonra özel ilaçlar ile ellerimi dirseklerime kadar yıkar ve tamamen steril gömlekler giyerek ameliyata başlarım. Bu sırada asistanlarım cerrahi yapılacak sahayı özel ilaçlarla temizleyerek sadece cerrahi saha açıkta kalacak şekilde steril örtüler ile her tarafı örterler. Tüm bu hazırlık bir seremoni gibidir. Odada bekleyen, uyuyan  o kişi birazdan benim ellerimle çok istediği bir buruna, göğse, karına, yüze, kulağa kavuşacaktır. Tam teslimiyettir bu, ve çok saygı gerektirir. İşte bunun bilincinde bir cerrah olarak, o hastama ayırdığım zamanda asla herhangi bir sınırlama kabul etmem. Dışarıda kıyamet kopsa duymam, ameliyathanedeki o güçlü ışığın  altında tüm bilgi birikimimi kullanarak, doğuştan var olan ve deneyimlerimle geliştirdiğim el becerimi sınırsızca sergilerim.  Ancak bu sayede o güvene layık olabilirim.

Her hastam ve yakınları benim için çok değerli ve özeldir. Çünkü “beni tercih etmiştir”. Bu da şu demektir; “Ben; canımı,  kızımı, oğlumu, eşimi sana emanet ediyorum, sana güveniyorum”. Çok ağır bir yüktür aslında bu, tabi ki anlayana.  İşte bir cerrah da bu sorumluluğunun farkında olarak iş yapmalı, kendi sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Peki nedir bu sorumluluklar?

Ben bir hastam ile görüşürken, bir ameliyat kararı aldığımda aslında bir çok şeye de kefil oluyorum demektir. Örneğin; hastam ile ilgilenecek hastaneye. Hastanenin laboratuvarına, laboratuvardaki personelinin işine, hemşirelere, hemşirenin ilgisi ve bilgisine, ameliyathanesine, ameliyathanedeki aletlere, personele, sterilizasyon ünitesine, bu ünitenin kalitesine, temizlikçisine, hizmetlisine, hatta anestezi uzmanına. Çünkü hastam nerede ameliyat olabileceğini sorar, işin arkasındaki ekibin yeterliliği ve donanımını sizden bekler. Doğrusu da bu zaten, hastalarımız tek tek bunlar ile ilgilenmemeli. Ancak; benim ameliyat yapacağım hastaneleri çok daha önceden tetkik edip, herşeyi ile o ameliyat için uygun olup olmadığına karar vermem gerekir. İşte cerrahın ilk sorumluluğu budur. Belirli bir donanıma sahip olmayan hastanelerde asla genel anestezi altında ameliyat yapılmamalıdır. Hastanelerin ücretleri burada hastalar ve doktorlar açısından önem arz eder. Ancak belirli şartlar olmaksızın asla ve asla sadece uygun olduğu için hastane seçilmemeli, hastalarımız  da bu konuda bilgili olmalıdır.

Buradan hastalarıma önerim; estetik ameliyatlar keyfi ameliyattır ve ameliyat olana kadar hasta değilsiniz. Ameliyattan sonra hasta olacaksınız. Bu nedenle biz estetik cerrahlar ile ameliyat öncesi zaman geçirin. Zaman geçirin diyorum; çünkü tüm sorularınıza cevap alın. Hekimler ile yüz yüze görüşün, telefon ile değil. Mümkünse ameliyat olacağınız hastaneyi önceden görün, mutlaka sizi uyutacak anestezi uzmanı ile tanışın.

Şunu unutmayın; vereceğiniz karar sonuç ile yakından alakalı olacaktır.

Give a Reply