Liposuction

Obezite (şişmanlık) son günlerde özellikle gelişmiş toplumların önemli bir sağlık sorunudur. Aynı zamanda kozmetik bir problemdir. Şişmanlık sosyal kimlik oluşumunda da kişisel karakterler arasında olmasından dolayı önemli rol oynamaktadır. Günümüzde özellikle bayanların ilgilendiği kadar da erkek hasta popülasyonunun ilgilendiği, estetik operasyonlar arasında “trend” olan bir problemdir. Peki zayıflama ile ilgili gündemde o kadar çok yazı yazan, televizyonda hergün birkaç uzmanın, kendini uzman sananların, hatta şarlatan düzeyindeki bir takım insanların ilgilendiği bu konuda nelere inanmalı, nelere inanmamalıyız?

lipo-sayfaSorulması gereken en temel sorunun bu olduğuna inanıyorum. Konu güncel, işin içinde ciddi maliyetler dönmekte, kitaplar yok satmakta, merkezler promosyonlarla işi gündemde tutmakta… Bence bu işte danışılacak kaynaklar son derece önemli , doğru yönelimde bulunmak gerekli. Akla sığmayacak, hiçbir bilimsel değeri olmayan sağlıksız diyet reçetelerinden tutun da, bir takım gazlarla, kremlerle incelmek, forma girmekten bahsedilmekte. Yani toplumun zaafı olan bir konuyu bazı insanların rant sağlamak amacıyla suistimal ettiğini düşünüyorum.

Kilo almanın bir çok nedeni olabilir. Özellikle “endokrinoloji” uzmanı olan doktorlarımız bu konuda oldukça kapsamlı bilgiye sahip olup zayıflama düşünen hastaların mutlak suretle bir endokrinolog, veya dahiliye uzmanına başvurması gerekmektedir. Öncelikle bazı hormonların fazla veya eksik sentezlendiği hastalıklarda şişmanlama görülebilir. Bunlar tek tek gözden geçirildikten sonra altta yatan bir sağlık sorunu tespit edilemez ise diğer nedenler araştırılmalıdır. Kalıtsal (soyaçekim) nedenler olabileceği gibi, beslenme alışkanlığı çok önemli yer tutar. Hastanın anamnezi (beslenme alışkanlıklarının detaylı sorgulanması, ne sıklıkta yemek yendiği, porsiyonların miktarı, arada yenen yiyecekler, tatlı alışkanlıkları vs) alınmalıdır. Zayıflamada “DİYET” kişiye “ÖZEL” olmalıdır. Ve mutlak suretle “DİYETİSYEN” kontrolünde olmalıdır. Burada önemli olan hastayı “MOTİVE” etmektir. Diyetisyen insan psikolojisinden çok iyi anlamalı ve o kişinin takibinde hangi noktada “KONTROLDEN ÇIKACAĞINI” hissedebilmelidir. Çok katı diyetler uzun süreli verilmemeli, aslında hiç verilmemelidir. Zayıflama zamana yayılmalı, ani kilo vermenin riskleri ve sonuçları hastalara izah edilmelidir. Böylece hasta uyumu da daha iyi olacaktır, sağlık açısından da bir takım besin ve mineral eksiklikleri ile karşılaşma riskimiz azalacaktır.

“HIZLI KİLO KAYBI” ne tür problemler yaratabilir? Başta sağlık problemleri , peşinden estetik problemler yaratır. Ani kilo verirken kişi çok katı diyet yapmıştır. Bu nedenle immün sistem dediğimiz, bağışıklık sistemi ilk olarak etkilenen sistem olacaktır ve mikroplara karşı savunma gücümüz azalacaktır. Sık ve önemli enfeksiyon hastalıkları ile karşılaşabiliriz. Ayrıca kan şekeri dengesi çok çabuk etkilenerek ani “hipoglisemi”ye (yani kan glukoz oranı “kan şekeri” düşmesi) neden olabilir, ani ölümler bile görülebilir. Ayrıca karaciğer yağlanması, enzim yükseklikleri, safra taşı veya çamuru oluşumu, pankreatit tabloları ile karşılaşılabilir. Vitamin eksikliklerine bağlı kansızlık, diş eti kanamaları, çekilmeleri, kemik erimesi, kas krampları, kas erimesi, sinir hastalıkları gözlenebilir. Bunun dışında “ESTETİK” problemler olabilir. Zayıflama aslında estetik olarak vücudun daha güzel görünmesini sağlar. Ancak ani ve fazla miktarda kilo vermek “DERİ SARKMALARI” na yol açabilir. Karın derisinde, göğüslerde, kollarda, bacaklarda deri sarkmaları olabilir. Zaman içinde yavaş yavaş kilo verme durumunda bu durum pek gözlenmez.

Zayıflamaya düşünen bir hasta ne yapmalı, nereden başlamalı?
Bu ekip işidir. Plastik cerrah, diyetisyen, endokrinoloji uzmanı birlikte çalışmalıdır. Öncelikle kişinin uygun diyet programına alınması, kilo vermesi takip edilmelidir. Bazı durumlarda ilaçlar ile desteklenmeli, hedeflenen ağırlığa ulaşmak için ne kadar süre gerektiği hastaya anlatılmalıdır. Bazen hasta istenilen kiloya ulaştığı halde vücudunda bazı alanlarda fazlalıklar olabilir. İşte bu evrede bir takım cerrahi veya minimal invaziv teknikler dediğimiz, ameliyat olmayan ama “LİPOLİZ, MEZOTERAPİ” diye bilinen birtakım yağ metabolizmasında doğal olarak bulunan maddelerin iğne ile enjeksiyonu ile dışarıdan vücuda verilmesi sağlanan yöntemler devreye girebilir. Ancak yine vurguluyorum; “LİPOSUCTİON (liposakşın, yağ alma) , LİPOLİZ, MEZOTERAPİ” zayıflatma amacıyla kullanılmamalıdır. Bu metodlar “KONTUR DÜZELTİCİ ( fazlalık olan bölgelerin inceltilmesi, şekil bozukluklarının tedavisinde ) kullanılmalıdır.

Lipoliz, mezoterapi son günlerde adeta bir moda akımı haline gelmiş, yalan yanlış yerlerde , merdivenaltı olarak adlandırabileceğim mekanlarda bile yapılır hale gelmiştir. Bu uygulamalar yanlış yapıldığında ölümle bile sonuçlanacak, ciddi enfeksiyonla sonuçlanabilecek (sterilite kurallarına uyulmamasında) bir hadisedir. Yapılan ilaç karışımlarının oranlarından tutun da, ilaçların niteliğine, yan etkilerine kadar dikkat etmek gerekir. Mezoterapi veya lipolizde kullanılan bir takım maddeler vardır, bunların belli oranları vardır. Doğru uygulandığında, doğru hastada ve doğru zamanda oldukça etkili olabilen yöntemlerdendir. Ancak tüm bu faktörler sağlandığında etkili olabilir. “Ayşe hanım yaptırmış, çok güzel olmuş, bana da yaparmısınız?” gibi bir soru sık rastlanan bir sorudur, cevabı her hastada “OLUR, YAPALIM” olmamalıdır. Detaylı muayene ve tahliller sonucu karar verilmelidir.

Yukarıda anlattıklarımız Liposuction (yağ alma operasyonu) için de geçerli olup uygun hastada son derece işe yarayan bir operasyondur. Doğru şekilde, doğru miktarlarda, doğru yerlerde, doğru uzmanlarca yapıldığında diğer ameliyatlardan daha fazla bir sağlık riski taşımaz. Ancak alınması gereken yağ miktarı arttırılırsa, sıvı kaybı dikkate alınmaz ise sonuç tehlikeli boyutlara erişebilir. Bu nedenle doktorunuzun görüşü oldukça önemlidir. Bu operasyon “KİLO VERME OPERASYONU” değildir!!!! Bu amaçla da yapılmamalıdır.
Peki liposuction nasıl bir operasyondur? Liposuction ince kanüller yardımı ile küçük kesilerden girilerek yağların parçalanarak dış ortama alınmasıdır. Yapılacak olan bölgeye göre değişmekle birlikte lokal , genel veya bölgesel “spinal veya epidural (belden iğne yapılarak)” anestezi tercih edilebilir. Tıbbi literatürlere göre 3-5 litreden fazla yağ alınması riskleri artırır. Nedir bu riskler? Sıvı kaybı, kan kaybı (anemi), hipotermi ( vücut ısısının düşmesi), karaciğer enzimlerinin yükselmesi gibi bir takım riskler bildirilmiştir. Bu işlem öncesinde hastanın talebi dikkatle dinlenmeli, hastaya liposuction’ın uygun olup olmadığına karar verilerek karşılıklı konuşulmalıdır. Bazı durumlarda yağ alınması talep edilen bölgede fazlaca deri bulunur. Bu durumda veya bazı hastaların çok gevşek bir cilt yapısı olduğu durumlarda liposuction ile yağ alma çok uygun olmayacaktır. Çünki o bölgenin yağları alındığında fazla olan deri kendini toplamayacağı için sarkmalar görülebilir. Bu durumda plastik cerrahi uzmanınız daha farklı cerrahi alternatifleri size sunabilir. Nedir bunlar? “DERMOLİPEKTOMİ” olarak adlandırılan “FAZLA DERİ VE YAĞIN” birlikte kesilerek uzaklaştırılması, deri gerginliğinin sağlanması olarak tanımlanan ve yapılacak olan bölgeye göre özel isimleri olan yöntemdir. Mesela karın bölgesi için olana “ABDOMİNOPLASTİ” (karın germe), kollar için olana “BRAKİPLASTİ” (kol sarkıklığını düzeltme), kalça ve uyluk bölgesi için “GLUTEAL LİFT, THIGH LİFT” olarak adlandırılan operasyonlar yapılabilir.

Özetleyecek olursak zayıflama “DENGELİ” bir şekilde olmalı, rastgele diyetlerle yapılmamalı, uzman kontrolünde yapılmalı, ilaç kullanımlarına çok dikkat edilmeli, hatta tamamen “BİTKİSEL İLAÇLAR” olarak lanse edilen reçeteleri bile kullanırken çok dikkatli olmalı (tıbbi ilaçların da bitkilerden yapılabildiği akılda tutulmalı, bunların dozları, yan etkileri incelenmeli) , zayıflama zamana yayılarak “KALICI” olması sağlanmalıdır. Liposuction, mezoterapi, lipoliz, diyetler vücut şeklinizi düzeltebilir, kendinize olan güveninizi artırabilir, ama hayat şeklinizi değiştiremez. Gerisi size kalmıştır. Her estetik operasyon için aynı şeyi söyleyebiliriz. Estetik cerrahi vücudunuzda bir takım değişiklikler sağlayabilir, bu sayede aslında “KİŞİNİN KENDİNE GÜVENİNİ ARTIRABİLİR”. Ama gerisi kişinin kendisine kalır, zayıflama sonrası giyim tarzı değişebilir, yüz estetiği sonrası (rinoplasti, kulak estetiği, yüz germe, dudak kalınlaştırma, çene estetiği, göz kapağı estetiği, dolgu ve botox® uygulamaları sonrası) saç şekli değişikliği ve hatta makyaj değişikliklerine rastlamaktayız. Vücut imajımız giyim tarzı, saç şekli, makyaj, hatta kullanılan parfümler ile bir bütünlük sağlayarak kişisel imajı oluşturmada etkili olur.

Liposuction Operasyonlarında Sık Sorulan Sorular

Eğer diyet ve beslenme şeklimizde değişiklik yapmazsak tekrar kilo alma olabilir. Liposuction ile lokalize bölgelerdeki yağlar alınırken “YAĞ HÜCRELERİ” ile birlikte sökülerek ortamdan uzaklaştırıldığı için uygulanan bölgede ciddi bir azalma olur. Tekrar kilo alma durumunda aynı bölgeye olan yağ dağılımı eskisi kadar olmayacaktır, ancak yine de o bölgedeki tüm yağ hücrelerini operasyon ile almadığımızdan dolayı bir miktar yağlanma olacaktır. Bu doğal bir sonuçtur. Bu nedenle liposuction sonrası kendimize dikkat etmemiz, formumuzun korunmasında önemlidir.

Liposuction yapılan bölgenin genişliği, alınan yağın miktarı bu sürenin belirlenmesinde önemlidir. Ortalama 2 litre civarındaki yağ alımlarında hastanede yatmak çok gerekli değildir. Ancak bu konuda doktorun görüşünü almak en doğru yaklaşımdır. Liposuctionda kesiler 2-3 milimetre civarında küçük olduğu için ameliyat sonrası ağrı pek görülmez, ertesi günlerde işe dönülebilir. Ancak kişisel faktörler ve operasyonun şekli tüm bu sürelerin belirlenmesinde etkilidir.

Özellikle doğum sonrası gözlenen çatlaklar, aşırı kilo almada gözlenen çatlaklar “strialar” liposuction ile geçmez. Bu ameliyatta deri yerinde durmakta, alttaki fazla yağlar alınmaktadır. Eğer deri kalitesi de bozulmuş , deride de fazlalıklar varsa bunlar “ABDOMİNOPLASTİ” (karın germe, dermolipektomi) ile giderilebilir. Uzman doktorunuza muayene olmak en doğrusu olacaktır.

Günümüzde erkek hastalarımıza en sık yapılan estetik müdahaleler arasında burun estetiği, saç ekimi ve liposuction gelmektedir. Bu nedenle erkek tipi kilo almada özellikle göbek etrafı yağlanır. Uygun hastalarda iyi sonuçlar alınacaktır.

Uygun kanüllerle ayak bilekleri, diz çevresi, yanak, gıdık olarak adlandırılan çene altı, memeler, kollar, bacaklar, yani doktorunuzun uygun gördüğü tüm vücut bölgeleri (genital bölgelerde dahil) liposuction uygulanabilir.

Bu operasyon sonrası bir takım ciltte dalgalanma şeklinde düzensizlikler olabilir. Bunun nedeni uygulama tekniğindeki hatalar olabilir, uygun kanüllerin seçilmemiş olması olabilir, kişisel (hastaya ait faktörler “selülit hali, yağ dağılımındaki düzensizkiller, deri esnekliğinin değişkenliği gibi) faktörler olabilir. Bazen tüm her şey doğru yapılsa bile ufak tefek düzensizlikler gözlenebilir. Özellikle ameliyatın 4 hafta sonrasında ödemlerin azalmaya başlamasıyla bunlar fark edilebilir. Bu durumlarda masaj, uzun süreli korse uygulaması (6-8 hafta gibi), gerekirse vakum+radyofrekans uygulaması (Velashape®) ile bunlar giderilebilir. Deri sıkılaşması sağlanabilir. Bu nednle sadece liposuction, sadece karın germe değil de diyet+ liposuction+ radyofrekans+ masaj veya karın germe+ diyet gibi kombine tedavilerle sonuç almak daha kalıcı olur. Bu yardımcı teknikler her hastaya gerekmemektedir. Hastaya özel tedavi modaliteleri belirlenmeli, ameliyata göre hasta ayarlanmamalıdır…